Spartaküsun yaptığı konuşma
Ey köleler dinlersin beni biz yıllarca efendileri hizmet ettik bize çok kötülük yaptılar artık bitecek bütün hepimiz nbunu istiyor anlıyorum ben sizin için başlattım bu direnişi biz bir.olursak kimse bizi bir daha köle hayatı yaşatmaz karşımızda roma lejyonu var daha aşağı inemiyor sahilde sıkıştık belki kazanır belki kaybederiz bu deniz ya sonumuz yada bir daha sonsuza kadar olmasda ölene kadar mutlu yasariz bugün köle ile efendi savaşıdır romalilar gülüyor bu.sefer sıkıştılar diye onurunuz için savaşın bir daha köle olmamak için eğer hepimiz ölsek bile artık köle değil özgür bir insanız etrafına baktı roma geliyor hemen savaş düzeni alın saprtakus öne atıldı ve savaş kaybedildi sapratqkus ölmedi diğer kolelerle oturuyordu roma lejyoneri dedi partakus kimdir oda benim dedi sonra diğer erkekler benimde di bu kargaşada herkes öldürüldü neden Allah hz musa gibi denizi ikiye bolmedi belki nerye gitseler zulüm peşinden gelecekti spartakus ve diğerleri bir hayat istiyordu belki öldüler onlar gitti cennete romalilar onlar gitti cehenneme böylece belki deniz ikiye yarılmadi fakat hepsi kurtuldu
Osmanlıda sigara ve alkol yasağı
Birgun bir kahvede tutun içilir padişahta tutun içer padişah hergun sigarada kaç tane içer belli değil bütün saray tutun içer ve alkol alırdı saray alkol tutun kokardı padişah bir gün tütünü kalmadı yardımcısı dalgınlıkla tutun yapmayı unuttu hemen gidip bir kahvehaneden tutun istedi padişaha diyince alay etmek için tutun içine alkol koydular tutun alev aldı padişah kendini zor kurtardı o aralar bir evliya vardı herkes kermatini konuşur dururdu padişah onu bir gün konuk etti tutun zararlı olduğunu ve icilmemesi gerektiğini anlattı padişah düşündü doğru diyordu padişah kahveden bunu yapanı belli edip hapse attı sonra tutun içerken o evliyayi dinleyenler tutun istemezuk diye halk.tepkjli idi padişah sonunda tepkiye tutun ve alkolu yasak etti kendi içerken o hapse giren şunu düşündü edindiği padişah sigara içmeye devam ediyor beni hapse atan bırakmaz dedi sonra o evliyayi düşündü biliyordu halkın yarısı gene içeceksin sonra padişah o olayı yapanı affetti nedeni şuydu o evliya dediği gibi tutun ve alkol zararlı idi kendi içince karsindakilere zararı vardı böylece tutun sadece sarayda devam etti gene encok padişah içti sonunda evliya dediki ben zararlı dedim halka yasak edildi saray devam etti demekki saray bir an önce hastalıktan olur ve halk daha sağlıklı olur ve belki böylesi halka daha faydalı şişede durduğu gibi durmuyordu halk gene sigara içki istiyordu padişah evliyayi çağırdı başıma iş açtın dedi evliya dediki bu melet ya herkes bırakacak böylece halk sarayda içiliyor demeyecek padişah dediki bir kahraman sendin senide alkol tutun içme yasağı koydum dedi evliya dediki haşa tövbe dedi ve son olarak dediki kim kendini zehirlemek istiyorsa alkol sigara içsin kim karşı ise içmesin böylece alkol bir şehri karıştırmış içmeyen içmemiş içen içmeye devam demiş
DÜNYANIN SONU
Bir gemi gidiyordu dünyanın sonunu arıyordu acaba geldik mi yaklaştık mi diye düşünüyorlardı bir hayeldi onlarınki dünyanın sonu onları mutlu edecekmiydi peki eğer dünyanın sonunu bulunca ne yapacaklardı dönüp ülkelerine dünyanın sonunu bulduk demeyi çok istiyorlardı bulana kadar gideceklerdi ama hep düşündükleri dünyanın sonu harika bir düşle hayel kuruyorlardı denizde onları bu gidişlerinde beklediklerini hissettiklerini düşünüyorlardı dünyanın sonu görmek herşeyin bittiği o yeri görmek uzun çok uzun yol aldılar yıllar geçmişti hepsi yaşlanmıştı ama hep bir ümit vardı dünyanın sonu göreceğiz diye çok uzun bir zaman sonra gemidekiler ölenler oldu genede dünyanın sonu nasıl bir yer hayel kuruyorlardı sonunda gemidekilerin hepsi öldü gemi kendiliğinden gidiyordu nereye gitti belli olmadan gemi parlak ışıldayan bir yere geldi belki dünyanın sonuydu kimbilir gemi gittikçe yaklaşıyordu belki dünyanın sonu onları böyle kabul etmişti
MERDİVEN
Bir adam gözlerini açtı bir merdivenin ortasında olduğunu gördü uçsuz bucaksızdı aşağıda gitmeliydi yoksa yukarımı aşağı inmeyi düşündü arafta olduğunu anladı şaşkındı buraya nasıl gelmişti çevrede kimse yoktu ne yapmalıydı kendinde Allaha yalvardı ben neredeyim etrafta kimse yoktu bir süre düşündü burdan nasıl kurtulurum bir ses yoktu burda tek benmiyim diye düşündü bir süre gözlerini kapattı dua ediyordu genede ne yapmalıyım dedi sonunda aşağı inmek istedi aşağı doğru merdivenlerden indi bitmiyordu aşağı inmek hayel etti kurtulacağını sonunda bir merdiven de kapı buldu koşa koşa gitti kapı açılmadı bir süre sonra kendiliğinden açıldı içeri girdi birden tekrar aynı yerde uyandı ağlayacaktı bu neydi herşeye kızdı tekrar aşağı inip o kapıya vardı inceledi içeri girdi ayni yere vardı bu sefer yukarı gitmeye karar verdi gittikçe gitti yoruldu bir süre sonra tekrar gitti birini gördü ona doğru koştu karşındaki kendisiydi bu nasıl olur o yukarı çıktıkça diğeri ona doğru aşağı geliyordu yan yana gelince tekrar aynı yerden uyandı gene yukarı doğru çıktı aşağı inen kendisini gördü konuştular birbirlerine sen kimsin soruyorlardı burdan beraber kurtulalım dedideler aşağı inmeye karar verdiler o kapıyı buldu ikisi aynı anda içeri girdi gene aynı yerde uyandı tekrar yukarı çıktı onu buldu ikisi yukarı çıkmayı düşündü çıktılar bitmiyordu sonunda ümitleri bitip oturdular merdivene şunu düşündüler biz buraya kim getirdiyse elbet gelecek onu bekleyelim dediler bekliyorlardı ümitle ama o gelen ya ikisinden biriyse onunla konuşansa o bunu düşünmedi birbirleriyle konuşup bekleyelim dediler
İKİ ÜLKE
Bir ülke batıdan doğudan iki ülke tarafından kuşatılmış askerler herkesi öldürerek ilerliyordu bir köy kalmiştı onlarda bir dağa çıkmıştı iki tarafın ordusu hızla ilerliyordu köylüler dağın girişini kapatmıştı askerler giremedi lanet ediyordu askerler iki çocuk tepeden bakarken dağdan düştü askerler onları köle pazarına götürdü iki çocuk köle pazarında ağlıyordu birini bir zengin satın aldı daha sonra diğerinde bir zengin satın aldı bu iki zengin evi yakındı bir çocuk ağır şartlarda yaşıyor diğer çocuk iyi yetişiyordu daha iyi yetiştirilen çocuk o ülkenin kralı tarafından köle satıldı diğer çocukta başka bir ülke kralı olarak satın alındı iyi yetiştirilen çocuk büyüyor kral onu komutan yapmıştı diğer çocukta o kral tarafından komutan yapılmıştı daha sonra bu iki komutan ayrı zamanlarda dağda yıllar önce olan köylülere sefer etmiş alamamıslardı ikiside ayrı zamanlarda bu dağa sefere çıkmıştı sonra bu iki ülke birbirine savaş açtı iki komutan görevlendirildi ikiside birbirine savaşıyordu birbirlerini bilmiyordu bu savaş bu köylülerin hapsolduğu dağın yanında oluyordu iki ordu yenişemedi sonra bu iki ülke kralı komutanların ölmesini istedi bunu duyan iki komutan birbirine yakın zaman ne yapacağım diye düşündü sonra ikiside bu dağa köylülerin arasına kaçmağa bizi kabul eder mi diye düşündü ikiside koşuyordu dağa arkalarından askerler vardı köylüler şaşkındı sonra ikisini bir yolunu bulup dağa aldılar ikiside utanıyordu daha sonra krallar değişti köylüler unutuldu başka bir yurt aradılar
Bir peygamber çölde yürüyor
Yakıcı sıcağı ile kavuruyordu bitkiler bile buradan uzaktı sadece belli yerlerde vaha gibi su var hayat vardı çöl heryer aynıydı sadece gündüz gece ayrımı vardı bir genç çölde yuruyordu bilinmezdi nereye varacağı susamış su arıyordu neden burada derseniz kendi memleketinden uzakta var olan hayatı merak ediyordu çölde yalnızdı kumun rüzgarla oluşan sesi vardı yuruyordu bilinmezliğe hava kararmış bu bir fırtınada mahsur kalmisti zor bir şekilde uyudu gözlerini açınca bir su olan vaha gördü koştu yaklasayayim diyordu koşuyordu mesafe hep aynıydı neden böyle diye düşündü sonra uyandı yürümeye devam etti sonra neden bu seyahate çıktım dedi düşündü yeni yerler görmekti isteği artık umudu kalmamisken bir kervan gördü koşa koşa gitti kervandakiler bu kadar aç susuz kalan birine yardım etti kervanla sehaayet etmeye karar verdi onlarda kabul etti soyguncular için kervan çölde ağır ağır ilerlerken bir haydut çetesi atla geldi yaklaştı kılıçlar çekilmişti bunu gören kılıcsız engel olmaya çalıştı sonunda bir kaç yaralı vardı kervanda kervan gidiyordu bir çok tehlike atlattı şama ulaştı kervan bir kaç gün kalıp geri gidecekti bunu duyanda Şam sokaklarını gezdi dolaştı sevmişti burayı yasadigi sıkıntıya değerdi kervan geri dönüyordu şunu düşündü yalnız bir yolculukta anladığı insandan kacilmazdi kendisi birazda insanlardan kaçmıştı kervan memleketine giderken mutlu idi belki yanlış insanlarla dostluk kurmuştu hayatin devam ettiğini şartlar ne olursa mutlu olmayı gerektiğini anladı geçmişi unutup yeni insanlar tanıması gerektiğini anladı bir zaman sonra tanıdı mutlu oldu
Şeyh bedrettin
Şeyh bedrettin yürüyordu önüne 3 tane hırsız çıktı para istedi oradan geçen başka bir Şeyh bunu gördü yanında adamları vardı ne oluyor burada dedi Şeyh bedrettin anlatı o Şeyh onları alın götürün dedi Şeyh üzüldü Şeyh bedrettine bize katıl dedi üçü yürüyordu bir ateş yaktılar Şeyh bedrettine diğer Şeyh elini havaya kaldırdı bütün malı mı müritleri için kullanıyorum yani eşitiz şeyh bedrettin düşündü bende öylemi olmalıyım diye düşünüyordu o zamanlarda bir efsane vardı ateş dağı oraya gidip gelen herseyi yener denirdi o aklına geldi sanki o dağa gitmişti beraber seyhüslama gittiler şey ona bütün malını müritlere kullanıyorum dedi seyhuslam kızdı bu olana Şeyh ona bu hakmidir dedi Şeyhiuslam bundan gitmekte hak kalmakta hak dedi üçüde kapıdan hızla çıktı adları duyulmustu Şeyh bedrettin yanında kaçarken ikisi öldü Şeyh bedrettin kaldı Şeyh bedrettin geçtiği yerde insanlarla konuşuyor Müslüman gayri olmayan ona katılıyorumdu Şeyh bedrettin kadi ogluydu bir habetci sana istediğin kadar para bu işi bırak dedi Şeyh bedrettin bırakmadı yazdığı eserler zaten adını duyurmustu ama Şeyh de olsa o üstleri vardı oda ortaktı yazdıkları söyledikleri konuşuluyordu bir ordu kurdu etrafindakilerden karşında Osmanlı ordusu iç savaştır Şeyh bedrettin bu isyan nedeni haksızlık çoktu ağır vergiler halkı bunaltmis Müslüman olmayanlarda şikayetçiydi savaşı kaybetti öldü ama söyledikleri akıllarda kaldı bunca zaman belki biraz yorum katılmıştır ama hep iyi biri diye anıldı Şeyh bedrettin ile Gündoğan arasındaki fark ozaman öyle bir insana ihtiyaç vardı peygamberligi konuşanlar inanıyordu onun peygamber olduğuna zaten ona bu yüzden katiliniyordu kaybedince buda unutuldu Gündoğan dan farkı o daha az kötülük biliyormuydu
Jüpiter aşkı
Bir peygamber yürüyordu Rab sen gücünün farkında değilsin dedi peygamber bir yıldıza baktı aşkını ona anlattı peygamber o yıldıza hep aşkını anlattı sevdiği yoktu sadece olursa kriterleri vardı Jüpiter sanki daha çok parlıyordu birgün yine aşkını ilan etti o ışığı seviyordu Jüpiter sanki aşkı orda gibi geldi bir kız önünden geçti umursamadı kız ona aşık oldu oda anladı Jüpiter sanki kıskandı gibi geldi o yine aşkını ilan etti o kız arkasında onu dinliyordu sonra her akşam onu dinlemeye geldi Jüpiter sanki onun bu aşk oyununa mutlu idi peygamber ayağı kaydı düştü kız ona bakmak için yanına geldi yardım etti oda Jüpitere bakti güldü peygamber kendine geldi ordan ayrıldı kim onu bulmuş bilmiyordu birgun yine jupitere aşkını ilan ederken kız yine onu dinliyordu peygamber birden birini fark etti kimsin dedi kız ortaya çıktı kaçtı gitti peygamber yine jupitere aşkını ilan etti arkasında kız onu dinliyordu peygamber olanı anladı kıza ortaya çık dedi kız selam verdi olanı anlattı bir süre sonra peygamberin yanından ayrıldı artık jupitere aşkını anlatmıyor çünkü dünyada idi birda jupitere aşkını ilan etmedi bu sefer babasından kızı istedi babası neyin var dedi oda önce gökyüzüne bakıp herseyi anlattı jupitere bakıyordu babası senin kerametin var deniyor bize ispat et dedi Jüpiter bu aşk olsun istiyordu birden sondu ve tekrar var olup söndü baba saskindi sonra Ay bile bu aşka kıskançlığı ile sönüp tekrardan göründü sonra bütün yıldızlar yanıp sondu babası bu olabilir fakat ay nasıl yanıp sondu dedi babası dedi böyle kerameti olana kızımı veririm dedi ölene kadar jupiterde bu peygamberin aşkıyla döndü ve Jüpiter bu aşıkların o zaman simgesi oldu peki bu ayın sönüp yanması başkalarında ne etki yaptı derseniz çok kişi korktu başımıza iş gelir zamanla unutuldu gitti Rab derki önce yıldızların sönmesin durdurdu sonra tekrardan ışık verdi rabbin gücü sonsuz ileride buda nasil oldu anlatılır
Tekerleğin icadı
Köy daha yeni kurulmuş insanlar bir arada mutlular köyün havası suyu başka olmuştu bütün köy tarıma yönelmiş etçil olmayı bırakmış mutlulardı tam o an ateşte bulunmuş mangala gidiyordu zaman böyle köy için mutlu geçiyordu köylü gelismekteydi gelişim başlamıştı ekin ekip harman oluyor insanlar üretim fazlası olmuştu bu köyü başka köylerde görüp kurulmuştu iki köy yardimlasiyordu arsira kavgada oluyordu bu iki köy takas işine başlamıştı ama ürünleri taşımak zordu bir yerde daha mağarada insanlar bu gelişimi görüp bizde birseyler yapalım derken onları geçmekti geçmek yani kıskançlık vardı mağarada yaşayanlarda vardı bir tanesi bizde mi yerleşik hayata geçelim sonra mağarada taşların yuvarlanisindan bir tekerlek yapıldı sonra işe yaramasda
Üç tekerlek yapıldı gene taşların yuvarlanisindan düşünüyorlardı tekerlek vardı ama bir işe yaramiyordu küçük bir çocuk geldi bir fikir aklına geldi bu dört tekerleği bu şekilde bağlarsak bize faydalı olur olduda ve böylece tekerlek bulundu ve mağaradikiler bulduğu ile yerleşik hayata hızlı geçti
Gündoğan dünya ışık hüzmesi bekleyen güneş gibi sadece herkes kendini kandırıyor aynı iki yazı
Tekerleğin icadı
İnsanoğlu yeni köyler kuruluyor bir arada olmaktan mutlu ve huzurlu tarıma geçilmiş etçil olmayı bırakmış mutlulardı tam o an ateşte bulunmuştu köy gelişiyor ve gelişmekteydi ekin ekip harman oluyor insanlar üretim fazlası olmuştu başka köylerde kurulmaya başlanmıştı iki köy takas yoluna gidiyor ticaret başlamıştı mağarada kalan insanlar devam etmekteydi onlarsa bu köy hayatına geçmeyi istiyorlardı köyde yaşayanlar hayatı daha kolaydı bir insan bir köy kurmanın doğru yol olduğunu anladı o zaman bu gelismislikte düşündü dağdan bir taş yuvarlanarak düştü bu insan buna hayret etti buna benzer yuvarlanan taştan bir tane uğraştı sonra yuvarladı yuvarlanmasi tuhaf geliyordu sonunda bundan bir çok yaptı şimdi düşünülen tekerleğin protifiti idi bir çocuk çıka geldi bu tekerlek taşlarını şunlara şöyle bir bağlanırsa nasıl olur dedi herkes şaşkın düşünüyordu insan oğlu için büyük bir başarıydı ve tekerlek icat oldu bu mağarada yaşayanlar icat etseler bu buluş bütün insanlığındı
Newroz
Demirci kava demire vuruyor bu kürt halkı kurtarmak için öfkesi vardı elbet kurtuluşu düşündü zalimlik bitecek gene halay oynayacaktı zalim kral dehakta şunları düşünüyordu geçmeyen hastalık için bu çevredeki insanların eti yemek acaba beni iyileştirimi bir çare arıyordu hastalığa insanlar çocuklarını vermekten bıkmış analar üzüntülü idi demirci kava tek başına bir ise girişti dehak öldürmek saraya girip dehaki öldürüp halkı kurtarmak sonra köylülere anlattı yapacağını ve bir ateş yakacağını eğer ateş yanarsa biljiki dehak öldu demire vurdu sonunda hazırdı gece olmuş dersin sarayına girdi muhafızlar onu göremedi ayağı kaydı yere düşecekti oda şaşırdı acaba tanrımız yardım mı ediyor yoksa ben çok mu şanslıyım dehak uyandı onu karşısında gordu demerciyi tanıdı korktuğunu belli etmedi onu koruyan çeşitli milletlerden askerler vardı bir Moğol askeri ve bir turk gibi çekik gözlü ona dehaki öldürmesine engel olmak istedi demirci kaza ikisinin kılıcını kırdı kawadan korkmaya başladılar bir asker geldi benim yapacağımı sen de yapmak istedin o zaman sen yap dedi dehaki kaçtı birden askerler içeri girdi dehak kava öldürdü nasil dehak odasından kaçarken kawa kılıcını fırlattı ve öldü sonra bütün askerler bunu görünce savaşmayı bıraktı oradan biri kral oldu yeni kral benim dedi sonra kawa ve diğerinin gitmesini kibarca istedi kawa bir şart koştu bir ateş yakmayı öyle giderim dedi ve ateş yakıldı köy bunu görünce halaya durdu ve hersene bu hatırladı ve kawa kervanlar la öğrenince bu adet turklerdede kutlandı daha çok kervanlar nedeniyle belki demirci kawa çok diyar gezdi turk illerinde bu nnewroz herkesin hoşuna gitti bu nedenle kurtler başlatsada turklerde kutluyor bu destan turkler tarafından sevildi isin gerçeği dehaki öldürecek o askerin turk tu bunu yapma nedeni bir kürt arkadaşı dehak onu öldürdüğü için turkler ve Arap ve iranlilar ve kurtler biz birbirimize neden düşmanız
Hannibal barca
Bir asker yürüyordu Romaya birliğinde kartacalılar vardı adı hannibal barca idi ordusu ilerlerken geçtiği hiçbir köye şehre zarar vermeden ilerliyordu isteği zalimlik değildi vatanini savunuyordu karsindakiler bütün ülkesine zarar verecekti ordusu ispanyaya ulastı karşında roma lejyonu vardı o üzülüyordu bunca asker ölecek diye roma lojyonu yenildi hannibal barca çocukluğunu hatırladı yürüyordu çocukluğunda Romalılar düşman diye öğrenmişti aldığı eğitim bunun üzerineydi akıllı biri diye hep o önderdi birgun bir romalı esir vardı içinde kin vardı Romalıların esire baktı bir yudum su istiyordu birden üzüldü su verdi onların dilini bilmiyordu onunda insan olduğunu anladı onunla dost oldu esirin tutulduğu yeri farkında olmadan açtı esir onu öldürmeye kaltı esiri tekrardan yerine koydu üzüluyordu yaptığı bütün iyilikler onu kızdırdı sonra ordan ayrıldı bu olayı unutmadı kim haklıydı esir mi haklıydı yoksa ona merhamet eden ben mi diye esir gitti sonra eğitime devam etti öğrenmeyi seviyordu roma dilini öğrenmek istemedi bir gün bir romalı tüccar yakalanmış geliyordu ona bir cevirmenle birseyler sordu kervaninda olan herseyimi aldılar geri istiyorum dedi hannibal barca üzüldü malını geri verin dedi tüccar sevindi tüccar gitti bir süre sonra romaya giden kartacali nir tüccar ile konuştu bütün herseyimi aldılar dedi tüccar bir tüccarın sizin serbest bıraktığınız bir tüccar herseyi yaptı dedi hannibal barca saskındı tekrardan kendine geldi çok askeri ölmüştü roma ya devam etti bir roma ordusu ile tekrar karşılaştı yeneceğini biliyordu genede mutsuzdu niye insan ölsün bu orduyuda yendi devam etti roma yakındı bekliyordu roma bir ordusu kartacaya ilerliyordu kartaca bu orduyu yenebilirdi ama korkuyorlar haniballı çağırdılar saskindi roma düşüyordu bir süre sonra kartacaya varıp bu roma ordusunu yendi tekrardan romaya ilerledi bu seferde yenildi yenilme nedeni hep akıllarda savaş taktiği ne olduğu öğrenilmesi düşünülsede gerçek savaş insan öldürmek ona kötülük geldi belkide ölmek istedi sonunda kendini kaybetmişti onu dinleyenlere cevap veremedi yenildi kaçtı kaçarken bile kendinde değildi
Bir balıkçı
Bir balıkçı denize açılır bütün derdi vira bismillahtı deniz onun para kaynağıda olsada denizi seviyordu deniz onun hayatıydı tekne yavaş yavaş açılmaya başladı deniz onu kuçaklıyordu kısmeti için deniz sadece onu bekliyordu dalgalarla sanki neşe içinde onu sarıyordu herşey hergün aynıda olsa içinde bir halsizlik vardı deniz bugün ne kadar kısmet verecekti ağları attı bekledi gelen balık çoktu mutluydu balıklar ağda oynuyordu kurtulmak değildi gözüne bir ışık vurdu sabahın güneşiydi dahada keyiflenmişti geri dönüyordu sahildekiler onları bekliyordu birden bir kaza oldu tekne bir ağaca çarptı oda ağın içine düştü çıkamadı sonunda çıktı herşey bitmişsin tekrar başladı o esnada diğerleri gülüyordu bir den sahile vardı bacağı ağrıyordu bir doktora gitti doktor yasak koydu tekneyle balık avı için oda düşündü artık deniz ekmek vermeyecekti üzgündü başka iş bilmiyordu sonra düşündü eğer bu işi yapması karnını duyuracak parayı nerden bulacaktı bir sonraki denize çıktı denizin ortasında denize düştü yüzemedi dalgalar onunla oynuyordu ekmek parası dediği olduğu deniz sonu olmuştu
İyimser kötümser
Bir gemi gidiyordu gemidekiler karamsardı hepsi başına kötü birşey gelecek diye düşünüyorlardı deniz herşeye karamsar bakıyorlardı fırtına çıkar karamsar düşüncenin sonu yoktu uzun bir yoldan sonra bir gemi gördüler hepsi iyimserdi neşe içinde gidiyorlardı karşılıklı konuşunca bir birlerini garipsediler beraber gezelim dediler giderken karamsarlardan biri fırtına çıkabilir dedi iyimseler güldü bir iyimser kara bulamazsak genede bir şey değişmez karamsarlık güldü bir genç iyimser bakıyordu karamsarların gemisinden bir kıza kız karamsardı konuşmak istemedi iyimser genede bir şansımı deneyeyim dedi iyimser olan dahada iyimser kötümser olan kız daha kötümser oldu iyimser sonunda suya atlayıp karamsarların gemisine gitti kötümser kız çekindi iyimser olan heyecanlıydı bir zaman sonra arkadaş oldular iyimser olan zamanla kötümser oldu anlaşıyorlardı iyimser gemidekiler bu durumda iyimserdi karamsarlar başımıza ne gelecek diye düşündü eskiden iyimser olan sevdiğini alıp iyimserim özlediği için gitti ikisi bir zaman sonra iyimser oldu iyimserlik daha iyimser kötümserler daha kötümserdi sonra bu iki genç düşündü insan yarinin gönlüne göre hareket edermiş
Adanın fethi
Bir ok atıldı uzaktaki adanın toprağa , kardeşlik oklarıydı her kardeş dileğini yazar oka bağlar atardı ada bu yönüyle ünlüydü. kutsal bir adaydı denizciler çok severdi ada kendi başına büyülüyordu.her denizci kutsal bu ada sayesinde korunduğunu sanırdı .ada mükemmel manzaralıdır.ama kimse adaya ayak basmadı.ada egzotik olsada hafif rüzgarlar palmiyeleri sallıyordu. Ada bir garip ruhunu hissettiriyorsun. Ada gemiciler için bir kardeşlik merkeziydi.bu adayı en çok özel yapan bir limanın yanından gecilmesiydi. Liman sahipleri bu adaya bel bağlamıştı.bu ada sayesinde liman gelirleri iyidir.limana gelen her gemi eğer adayı bilmiyorsa anlatılırdı.farklı kayalık yapısı kartalları süzülüşü insanları ikna ediyordu.bir gün bir gemi adadan geçerken battı bir kişi kurtulup adaya çıktı.gemici adaya çok şükür ediyordu .sonra neden diğer arkadaşlarının kurtulmadığını düşününce adanın büyülü olmadığını anladı. Ne yapmak lazımdı adanın büyülü olduğunu düşününce geçen gemilerden bir şeyler istemeye karar verdi.bir gemi yaklaştı oklar atıldı hemen kaçtı.sonra bağırıp bir sürü şey istedi.gemiciler sesi duyunca sevindi istediklerini verdi.daha sonra bu olay anlatıla yayıldı adadaki gemici her istediğini alıyordu.liman sahip bunu duyunca şaşırdı sonra onlarda inandı inanmak istedi.artık ada altın doluydu.gemici yüzerek evine varıp bütün ailesini adaya taşıdı.malmülk içinde yaşadı.sonun gemici içinde ölüm yakasına yapıştı öleceğini anlayıp bütün parasını limana vermek istedi çünkü ada onların malıydı.limancılar bir kısmı işi öğrenince adaya gitmek istediler gemici yaptığının yanlış olduğunu anlayınca gemiyi batırdı.ada artık çocuklara kalmıştı çocukça şeyler istiyorlardı ada bu dört tatlı çocuğun olmuştu
Az bir Moğol ordusu
Ordu geliyordu sayıca çok azdı onları bekleyenler asker değil esnaf zanatkar köylü idi pek.cok masal anlatiliyordu keramet sahibi biri bu ülkede geziyordu savaş alanına gelmiş savaş izliyordu ona bizi kurtar dendi o.ise sayıca üstünsünüz galip gelemezler ölümden korkuyorlardi Moğol elçisi geldi teslim olun dedi kabul.olmadi iki ordu bekliyordu Rab dediki ona savaş meydanına bak zaankarlar asker degil genede galip gelirler şunu dusunuyorsu ln bunca insan neden ölecek nedeni şu kötülük iyilik kazansın diye var keramet sahibi Moğol ordusu karşısında durdu Moğol ordusu bu kim dedi öyle bekliyordu sonra bütün Moğol ordusu ona doğru yöneldi at üstünde idi başında kırmızı bir kuşak vardı bir yöne doğru gidiyordu bütün Moğol ordusu peşinde idi bir ara durdu gelsinler diye sonunda Moğol ordusu savaşı unuttu karşı taraf bu keramet sahibi ne yapıyor diyordu bir bataklık vardı Moğol ordusu bu bataklığa girdi bu keramet sahibi çevresi den dolandı diğer taraf savaş olme korkusu başladı ordu kaçmaya başladı keramet sahibi baktı kimse yok kaçmışlar Moğol ordusu yok oldu zaferde bu kaçan ordu komutanı bir yalan buldu biz ordu bıraktık biraz diye herkes inandı birkaç kişi bu keramet sahibi yaptı biz olanları gördük desede bu orduyu bir kişi yenecek kimse inanmadı
Medusa
Bir peygamber vardı ona zavallı gözüyle bakıldı gücü ortaya çıkınca ona zeus dendi hikaye şöyle zeus saf temiz kalpli biri idi kimseyi kirmaz üzmedi bir gün bir melek ona sen çok.degerlisin dedi kötüydü o ise iyi kalacağım diye söylediğini yapmadı bu melek kadın kılığında gelmişti zeus bir.zaman sonra kerametten a ladı tanrı olduğunu tanrının oğlu idi bu melek gitti sonra iyi bir melek geldi kadın kılığında idi ona seni seviyorum dedi zeus dediki yıldirimlar aşkına sen bir melek ben insanım tanrıda olsam ben evlenmekte istemiyorum zeus oradan gitti bu melek adı medusa idi çok üzüldü zeusun bu sözüne sonra zeus meleğe üzüldü kabul ettiğini söyledi sesli etrafında sonra beraber oldular evlilik zamanı gelmişti zeus bir kız gördü eda değildi konuştu bu kızda ona aşıktı peygamber olduğundan Allah ile.konusurken Allah kızı al.dedi medusa ölmek istedi sonra bir melek geldi desiki bir.daha hiç.bir erkeğe bakmayacağım hiç bir erkekte bana bakmasın gören gözü görmez oldu bütün güzelliği gitti zeus ben ne yaptım dedi medusa ondan kaçtı sonsuza kadar saçları bağımsızlıktan kirlenmişti zeus ölene kadar mutsuzdu Allah dediki medusayida yanına git onu sevdiğini söyle ikna et medusa gitti bir daha gelmedi kalbi çoktan kırılmıştı melek desek te medusa farklı bir.varlikti zeus üzüntüsünden bir daha hiç bir.kiza bakmadı gücüyle ne yapacağını bilemedi sonra medusadan bir oğlu oldu ogul ile herseyi unuttu ve cennette medusa zeusun yaptıklarından etkilendi ve cenette ona eş oldu bu mitoloji Gündoğan mitolojisi olarak kaldı yazdığı mitoloji
300 spartalı
Persler savaş hazırlığı yapıyor neodidas ise düşündü bir geçiti kapattı persler küfrediyordu neodidas kerameti olan birini yanında getirdi arkadaşı idi kürttü neodidas bizim için savasmasanda barış görüşmesi olursa sende gelirsin dedi 300 ve bu keramet sahibi kürt yürüyordu bu kürt savaşları idi başka çare yoktu mecbur kalınca savaştığı olmuştu o birini kurtarmak için savaşırdı tepede oturmuş savaşı izliyor o pers kralında tanıyordu pers kralı orda olduğunu bilmiyordu kaybolup gitti sanıyordu savaş başladı spartalilar gecipmedi keramet sahibi kürt taktik hatalarına bakıyordu bir casus başka geçit olduğunu söylemek üzere düşünürken bu keramet sahibi olanla konuştu o kendini satacaginj söylemedi keramet sahibi ise anladı içinden sen karışma dendi bu olayibirgun hatırlarsın dedi neomidas pers kralının yanına keramet sahibi olanla gitti kral şaşırdı sen ne işin var bu yunanla dedi sen bizdensin keramet sahibi ben haklı olandan yanayım dedi sonra ayrıldı bir süre sonra bir kişi farklı geçit var dedi keramet sahibi olanları anladı neonidas kusatilmisti bizim keramet sahibi onun yanına ve kurtarmaya gitti önlerinde bekledi kerameti var ya kimse yaklasamadi neonidas ben savaş meydanından kaçmam dedi sen çekil dedi keramet sahibi ise düşündü bu onun kararı idi gitti sonunda ordu geçti yağma talan oldu keramet sahibi uzgundu sonra şunu düşündü dünyada çok zulüm vardı keramet bir ise yaramadı neonidas ölümü kendi seçti sonra sen ne için yapıyorsun kendine sordu Rab defiki sen temiz kalpli birisin birgun pers kralı ölecek ve yaptığı kötülüklerle hesaplanacak neomidasta hesaplanacak sen sadece bu hikayede seyredendin şimdi hatırlayan oldun peki neden sen bu hikaye de varsın nedeni şu insanlar kahraman aradılar tek kahraman tanridir ve Gündoğan onun manevi oğlu ise ben Gündoğan için öyle bir kader yazdimki hayatı hep anlatırsın birgun en sonunda yine nuh gibi insanlık kıyamete gitmeye engel olacak diye seçtim eğer Gündoğan zaman yolcusu ise bunları yaşaması normal bir durum Gündoğanın adı duyulunca ozaman ispat olacak
Istanbulun fethi
Fatih istanbul surlarına gelmişti bizansin içinde kerameti olan biri vardı kral bu adam Müslüman ama o bir taraf tutmuyor dedi ona bize yardım et dedi o kerameti olan Rab birsey yapma diyor dedi tek yapabileceğim eğer surları geçerse katliam olmasını önleyebilirim fatih elçi yollamış teslim olun dedi elçi o keramet sahibi olanı görünce korktu sonra ayrıldı fatihe anlattı fatih şimdi zora girdik bu kerameti olan onları desteklerse hayatta istanbul alınmaz fatih sonra geri dönüş olmaz dedi savaşa devam dedi bu kerameti olan hristiyanlar için korkuyordu bu kadar insan için uzuluyordu fatih surları geçti bizansa girdi zaten kullanılan toplarda birazda bu keramet sahibi etkisi vardı fatih ona bize bir fikir ver dedi bu toplar hakkında oda şöyle olursa daha iyi dedi fatih ne ara bizansa gitti dedi fatih saldırısı bizan dayanmadı yenildi kral intihar etti fatih bu keramet sahibi olan yanına geldi ve bizans için bunlarda sana tabi olsun zarar verme dedi fatih kabul etti kimseye esir olarak davranılmayacak dedi sonra ayasofya namaz kalınca fatih bütün bizanslilar üzgün keramet sahibi olanda olanlara şunu düşündü bizansi seviyordu farklilar diye şimdi Osmanlı’nın oldu eğer gidip fatihe ayasofya hristiyanlarindir yanlış ediyorsun dedi fatih kızdı neden dedi o da şunu dedi sana yakisirmi hristiyan ibadethanesini cami yapmak Allah katında sana yakışır mı dedi fatih dediki canım ne istiyorsa onu yaparım fatih kerameti var karışmayayim dedi gitti o keramet sahibi olan da gitti fatih bir zaman sonra galibiyetin etkisi bitince o keramet sahibi olanı arattı bulamadı doğru söylediğini düşünsene o gitmişti fatihte dediki bir ayasofya artık cami oldu ama bir daha orda namaz kılmayacagim o keramet sahibi dediği gibi birgun tarih senide yargılayacak
Mazlumlar diyarı duvarsız cennet
Bir arena vardı burası sizin cennetini deniyordu romada idi ismim vermeyelim biri vardı o yazsada adi başka idi tutsak olmuştu iyi bir insan olduğu için arena korkmuyor fakat kimseye zarar vermek istemiyor krala selam vermedi kral bu kim dedi gladyatör güldü arenada başladı dövüş herkes onun taktikleri ile cosuyordu bazen hiç birsey bilmez gibi davranıp en güzel zamanı bekledi birden aklına kurtarmak zorunda olduğu çocuk geldi onun için savasiyordu kazandı çocuk hala esirdi adam birkaç defa daha çık ikiniz serbestsiniz dedi o düşündü kabul etti yendi çocuk öldürüldü gladyatör çok kızgındı arenaya çıktı 10 kişi saldırdı öfkesi hepsini yendi ağlıyordu herkes alkışlıyor bundan ağlıyor düşünülüyor o çocuk onun herseyi idi onu yetiştirmek istiyordu ona hikayeler anlatmak istiyordub sahibi korktu öldürün dedi hepsi öldü herkes şaşkın bütün roma arenası herkes bundan korkulur diye kaçtı o gün gladyatörler hep dedi bu adam kimsenin yapamadığını yaptı uzun zaman roma kendine gelemedi o ise kendi yoluna gitti durdu artık her duvarı yikmmalimiydi dünyanın cennet olması için dedi
Brüstus
Sezar sarhoş yürüyordu bir eğlenceden diğerine yürüyordu bütün herkes onu konuşuyor hayatından memnundu bir ateş gordü şu ve yemek verdi en sevdiği attı bununla çok dag vadi aşmış iyi bir attı zengin olduğundan etrafında onunla dost olmak isteyen çok kişi vardı bir köle içki getirmiş yudumluyordu cumhuriyet düşmanı idi aslında korumaya yemin etmiş sonra şartlar değişti deyip kral olmak istiyordu aslında zaten kral gibi yaşıyordu ve çevresindekiler bu ona yetmedi daha fazlası olsun dedi diğer yöneticiler bunu kabul etmeyeceği belli idi brustus oğlu vardı zaten oğlu kral olacaktı bunu biliyordu babadan oğula şöyle bir problem vardi taht kavgası bir yeni bir yabancı gelmiş romaya isteği gezmekti memleketinde bir arkadaşı buraları gelmişti dilini biliyor onada öğretti yabancı gelince herkesin gözü onda idi bütün doğulular son bulsun idi romadaki tek dogulu oydu bir zaman sonra insanlara kültürüne alıştı çok güzel edebiyat yapıyor etrafındakileri kovalıyor brutus gelmiş onu dinliyordu tanıştı sonra ona dilin çok kaba nerden geldin deyince anlattı brutis burda böyle konuşanları sevmezler dedi brutus roma cumhuriyet ve monarşi arasında ben sezaryen oğluyum dedi yabancı diktatörler sadece kaba kuvvetle ülkeyi yönetir sen ne olmak istiyorsun dedi o sanatçı dedi yabancı bir müzik duydu onun oralardan sandı yanına gitti doğuyu gezdim dedi brustuste güzel.caliyor dedi yabancı dedi gidip cumhuriyetin kusurları var monarşi ise daha kusurlu sen hangisini istiyorsun dedi o cumhuriyeti seviyorum arzuların monarşi diyor sonra düşündü yabancı aklındakini ona söyledi önce cumhuriyet de sonra gene kendi monarşi dedi kurarsın dedi sezara bir suikast olacagini yapabanci dedi sonra arastirinca doğru dedi bunu yapacaklarla konuştu hem gönlü istedigi hemde arzusu gerçek olacaktı Sezara suikasti o yaptı Sezar sendemi burutus brustus üzgün du yabancı oda uzgundu beutus cumhuriyet kuruldu ve başkan oldu bu sefer düşündü zaten sefa içinde yaşıyordu babası gibi fazla birsey peşinde koşmayı istemedi babası son nefesinde krallık sana kalacaktı dedi brutus ise bir kral olur başkası olmaz diyecekken birden vicdan deyip baba desede sonunda ne roma bu ihaneti hiç unutmadı brustus ise bazen babasının tekrardan varlığını görmek istedi sonra şunu anladı yabancı onun soyleyemedigini söyledi
Yavuz Sultan selim
Çocukken şehzade olduğundan acımasız olmuştu genede dostluğa büyük önem verirdi.trab,ona sancak beyi olmuştu Trabzon Müslüman hristiyan vardı camiye gitsede yanına gelen alevi kervanlara yardım ederdi Anadolu gezerken bitgun bir hristiyan satıcı gelmiş ona bir elbise verdi o elbiseyi çok sevdi bunu rumlar giyordy Muslumanlarda giyordu şimdiki karaedeniz elbisesi aslında Trabzon’allda yeni idi bu yöre elbisesi tuhaf geldi sonunda biraz sertte olsa Trabzon’da dirliği sağladı birgun çarşı geziyor bir adam girdu ben yavuzun diye adama yaklaştı saygı ile önünde eğildi adan dediki ben sehzadeyim bana hediye ver şehzade güldü ona bir.hancer verdi o bunu görünce gerçek şehadeti1anladi kaçmaya başladı yavuz güldü sonra halka birsuru iyilik yaptı vergileri adaletli yaptı sonr osmanli babası ile konuşurken ulaklar ile başa geçmeyi hayal etti babası saskindi oğlu ile nasil savaşır ya ölürse ogul ise illede taht diyordu savaşı kazandı osmanliya padişah oldu sonra vergiler arttı peki neden büyük işler için ağır vergi gerekli dedi alevi önderleri bu kadar vergiye isyan etmeye başladı sunnilerdede tepki vardı genede aleviler daha baskindi sonra yavuz alevilere bir iftira attı sunnileri onlara düşman etmek için sunniler sanki alevi düşmandır oyunu oynandı yavuz şunu anlamadı ben red edersem aleviler kurtarıcı arayacak şah İsmail devreye girdi ve ulaklari anadoluda geziyor kurtarıcı sahtir deniyor sonunda yavuz yaptığı yanlışı anladı alevi isyanları bastırmak onun gücünü sarsmisti sonra yavuz aleviler toplu öldürünce şah savaş ilan etti savaşı yavuz kazandı devlet büyüdü osmamli çökme nedeni birazda bu oldu eskiden alevi sunni padişaha bağlı asker veriyordu düşmanlık belki günü kurtardı Osmanlı devamında çoktu asker yok cepheye gidecek
Şah İsmail
Büyürken dini olarak önemli biri göründüğünden kendini hep yüksek bir insan düşünürdü iyi biri idi yalnız kendini yüksekte görüyordu bir okadar da sevimli olmayı insanlara düşünüyordu doğrusu seviliyordu şah olduğundan olsada genede yaptığı iyikler vardı fakirlere yaşı büyümüş iran ona yetmiyordu oda her kiral gibi turkler içinde büyümüş ve kurtttu genede mutlu idi ve o zamanın koşullarında yardım severdi kurtlugu pek umursamasada pek çok kürt aşireti onun yanında idi bir taneside sadi aşireti idi bir zamanlar sunni iken horasanda alevi olmuştu şah askerlerine bakınca kim kim için var diye düşünürdü ben onlar için varım yoksa onlar mı var benim için anadoluda huzursuzluğun haberini almış ya o topraklar bizim olmalı diye dusunuyordu bit çok ulak uollayip bana katılın dediler şah için yavuz alrvi katletmeye başlayınca savaş çıktı sadiler bizimkiler cephede savaştı geride kaldı nedeni atlilarla bekliyordu şah İsmail karşı yavuz top kullandı şah gerek görmedi belki askerleri istedi biz her şekilde alırız savaş kaybedildi şahin tahtı yavuz geçti aleviler uzgundu sadilerde savaşı seyrettik sonunda kayıp oldu şah belki yenildi genede söylediği demişler ilahiler hala kaldı şah sunuda yaptı oda sunnilere iyi davranmadı buda hayatın gerçeği Osmanlı ise alevilerden dolayı hep problemler çıktı tamam Osmanlı asker kaybetti en güzel olayı iraktaki siiler gibi osmanliyi sevmeziekekn sırf hristayanlar bu kurltsak toprağa ayak basmasin diye osmanliyi destekledi sunniler kendi mezh3bini desteklemedi
Korsan
Bir gemi gidiyordu amacı korsan olmaktı bir gemi yanaştı herkesi esir aldılar sonra gemideki herseyi alıp yola çıktılar başka bir gemi gördüler onada yaklaştılar gemudeki herseyi alıp içindekileri bıraktılar yollarına devam ediyordu bir kayık gördüler içinde biri vardı güldüler onunda kayığını alıp esir aldılar bir zaman sonra esirler kaçma planı yaptılar korsanları alt edip gemiyi ele geçirdiler korsanlar korkuyordu bize ne yaparlar diye özgürlüğünü kazanlar onlarla alay ediyordu onları bir adaya bırakıp gittiler korsanlar yaptığımız herşey kaybettiklerini düşünüyordu sadece o kayığı bırakıp gittiler adada kayıkla balık avlıyor hayatlarını devam ediyordu bir zaman sonra bu yaşama alıştılar soydukları gemi onları gördüler gülüp eylendiler daha sonra korsanlar yeniden korsan olmak istediler kayıkla bir gemiye yaklaşıp bir yolla gemiyi elegeçirdiler tekrardan korsandılar bir gemi gördüler onlara gülenlerdi gemileri yavaştı bir yolla gemiyi ele geçirdiler herkesi esir aldılar bir zaman sonra esirler gene gemiyi elegecirdi onları gene aynı adaya bıraktılar korsanlar düşünüyordu korsan olmayı başaramadık ama belki iyi bir vatandaşlığı denemeliyiz dediler eski kayıkla bir geminin yanına gidip bizi alın dediler gemidekiler kabul etti gemidekilere iyi davranıp yaşıyorlardı mutluydular bir gemi yanaştı korsanları tanıdı bağırdılar gemidekiler onlar iyi insan dedi gemidekiler şaşırmıstı bu olay çok defa olunca gemidekiler korktu onları gene aynı adaya bırakıp gittiler şimdi düşünüyorlardı korsan olamadık iyi birer insan olamadık en iyi birdaha deniz yüzü görmemek deyip ülkelerine döndüler ülkelerindekiler şaşkındı size ne oldu kötü denilen siz iyilik sever olmuşsunuz onlarda dediler ne yaptıysak korsan olamadık belki şansızlık belki yetenek yok bizde şansımızı iyi insan olmak için deniyoruz korsanlık bize göre değil
Korsanlar ülkelerine dağıldı ama hep deniz aşkı vardı bütün korsanlar toplandı denize çıktı birda esirler gemiyi ele geçirirse gemiyi batırma sözü verdiler bir gemi yanaştı hepsini esir aldılar gülüyorlar di bu sefer olmayacak diye esirler korkuyordu bir zaman sonra esirler gene gemiyi ele geçirdi bir korsan ağlıyordu gene aynı adaya bırakıldılar kader bu dediler düşünüyorlardı biz korsanlık bize göre değil böyle giderse
Çanakkale savaşı
Avrupa donanması geliyordu Çanakkale li bir köylü askere yazılmış cephede bekliyordu mustafacl kemal oda karargahı idi bir yanında Çanakkale komutanı bir de yanında alman subay vardı Mustafa Kemal dinliyordu olur dedi cephedeki askere düşman geliyor dendi top atışları olmuş Çanakkale bekliyordu insanlar dinen şehadet diyordu aleviler de vardı onlarda ya Allaha ya muhammed ya ali diyordu Arap askerler biraz düşünceli idi acaba evime ocağına sağ salim dönermiyim
Karşı tarafta durum ne
Çanakkale geçer gideriz bir şey olmaz teknolojik olarak üstünüz uçaklar keşif yapıyor ve Avrupa güle güle geliyor askerin morali iyi zaten burayada kendi bayrağımızı dikeceğiz bir asker eşinin fotoğrafına bakıyordu dönerse onu ne kadar sevdiğini soyleyecekti
Savaş başladı Mustafa Kemal izliyordu bizi buraya gönderdiler ya kazanamazsak bir kaç plan çizdi askerler tersini yaptı peki neden Mustafa Kemal daha önce düşündü böyle olacagini peki nasıl verdiği emir olum diyordu asker bunu bile gitmesi onu duygulandırdı sonra Mustafa Kemal durdu donanma top atışı yaptı iki taraf top atarak karşılık veriyordu alman komutan teknolojik olarak verdiği taktikler savaşı kazandırdı Mustafa Kemal bu alman komutana başarılı dedi Mustafa Kemal başarısı şuydu bu başta yazdığımız Çanakkale li köylü Mustafa Kemal kemalin sözünün tersini o yapmıştı nasılsın bu köylü Çanakkale savas alanını daha iyi bildiğinden Mustafa kemalin dediği olmadı heryerde kurşun top sesleri vardı Mustafa Kemal helal olsun dedi benim dediğimin terside olsa kazandık donanma gitti zafer komutanindi eğer bu alman komitan olmasa savaş kaznilmazdi Atatürk o köylüyü gördü yanına gitti neden benim dediğimin tersini yaptın tamam savaş kazanıldı dedi oda siz kazandırdığı dedi köylü sizin verdiğiniz emir ile biz tersini yaptık ama sizin taktik bize şunu dusundurdu biz ileri atılınca düşmanda sizin gibi düşündü biz bunu sizin soyleminizden anladık genede bize kizmadiniz demek bize itimatiniz var Mustafa Kemal ben böyle olacagini biliyordum dedi mi demedi mi bunuda sizin akıllarda soru olsun